Cuma, Ekim 16, 2009

Nerde Kalmıştık....


Yemek borusu yandığı için damardan beslemesi gerekiyordu babamın. Hastaneye yatırdık ve tedavi başladı. Kaç gün yattı hatırlamıyorum ama netice almaya başladığımızdaki sevinç hepimizin gözünden belli oluyordu. En çokta babamın. Çok gayret ediyordu yemek yiyebilmek için, çünkü kilo vermemesi gerek. Canı bitek ciğerli armut ( karadenizliler bilir ) çekti. Seferber olduk, o pazar senin bu pazar benim aramaya koyulduk. Bulduk ama ancak suyunu içebiliyordu, olsun 'buna şükür' diyorduk...
Gayretinin sonucunda çok kalmadan çıktık hastaneden, biraz benim evimde misafir ettim babamı annemle beraber. Kanı düşük olduğundan mikrop kapabilirdi. Kendi evine giderse ziyaretçi akını olacaktı tabiri caiz ise sakladık babamı. Aslında insanlar sevdiğinden geliyo şikayetçi değilim ama bi kişiden bişe olmaz düşüncesi ile bi çok kişi geliyordu ziyarete. Gelmeyin dediklerimizin sayısı o kadar çokkii. Ya arayanlar, annem bıkınca ben, ben bıkınca annem bakıyordu telefonlara. Bizi arayanlar sınırlı sayıdaymış meğer. Yakın çevremizdekilerden haber alanlarda oluyormuş, tüm arayıp soran ve dua edenlerden Allah razı olsun...
Son tur radyoterapimiz vardı 7 seans. Kan değerleri yükselince ona başladık ve onuda kazasız belasız atlattık. Şimdi sıra cerrahide...
Göğüs cerrahı Alper toker hoca ile görüşmeler başladı. Bizi Dr.Fatma hanıma yolladı nefes testleri için. Çok cici çok şirin bi doktor. Yanından ayrılırken kucaklayarak yolladı bizi. Öylesine ilgili ki hastaları ile tebrik ediyor onada sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Nefes testleri sırasında epeyce yoruldu terledi babam. Çok kötü olmasada iyide sayılmazdı tedavi gören akciğer. Çok ışın gördüğünden fazla hava dolmuyordu içine. İleriki tarihte gün verdi babama "ameliyat olabilirsin bu halde ama sen ameliyattan önce bi daha gel takrar bi yapalım bu testleri" dedi. Bu ikinci randövüye gidildimi onu hatırlayamıyorum ama biz ameliyata hazırlık aşamasında elizden geleni yine yaptık. Dr. Alper bey bu arada bitkisel bişey alma demişti. Babam " bal ve pekmez alabilirmiyim ?" diye sordu "elbette" dedi. Alper hoca tedavinin en başında ısırgan tohumunu tembihledi bize "sakın almayın kemoterapinin faydası olmaz" dedi. Bitkiselcide bu bilinçe olduğundan işimiz yaver gitti. Ameliyata ciğeri hazırlamak çok zevkli geçti. Babam beykozdaki bahçesine çok sık gider ( iyiki orayı almış ) tertemiz bir havası var, yürüyüş yaptı, içine çekip çekip bıraktı o temiz oksijeni. Ne biliim bilinçli sayılmazdık ama oksijen şifadır yaa hem hastalıkları tedavi edici özelliği de var okumuştum biyerlerden, ordan yola çıkarak şeettik yani...
Bizde kendimizi hazırladık tabi, sanki biz ameliyat olacağız. Annem pimpirikli kadındır doktor "%8 bi riski var ciğer su toplarsa tıbben hiç birşey yapamayız, hatta yakın tarihte senin gibi bi ablamızı kaybettik" dedi. Ben ise ameliyatı bi nimet olarak değerlendiriyordum. İnşallah onunla kurtulacağız diye. Her ameliyat gibi buda riskli tabi. Ben hiç olmaması gibi bişe düşünmedim ama annem "acaba olmasakmı" dedi. Ne yapsın kadın risk almak istemiyor ama başka çare varmı?
Ameliyat günü geldi çattı. İzdiham yaşanmasın diye çok az sayıda kişinin haberi oldu. Sabah erkenden gittik hastaneye Dr. Aper bey daha önceden bize 'önce küçük bi yer açıp yaranın durumuna bakacağız eğer olumlu ise hemen büyük ameliyata geçeceğiz' demişti. O sabah filmleri iyice inceledikten sonra küçük operasyondan vazgeçti. Hemen büyük ameliyat için babamı ameliyathaneye indirdiler. Ameliyat öncesi direk büyük ameliyatı olacağını öğrenen babam daha rahat gitti ameliyata. Tabi bizim içinde iyi haberdi bu. Çünkü o dakikaya kadar içim içimi kemiriyordu ya asıl operasyon olmazsa diye. Herşeye yeniden başlanacaktı. Ama olsun ümit kapıları herzaman açık diye düşünüp biraz su serpiyordum yanan yüreğime. Tanıyan tanımayan tüm dua edenlerin duasına kendi dualarımıza katarak yalvarıyorduk Rabbimize...
Esra'ya ( Australya'daki kardeş ) haber verilmeliydi, o gün babamın ameliyat olacağını bilmiyordu ( hoş çokta kesin değildi zaten ) ameliyattan sonra arayalım, meraklanmasın dediler. Kızacağını bildiğimden ikna ettim öyle diyenleri ve haber verdik. Meğerse Havva söylemiş belki olur diye...
Hasılı hep beraber sabah 10 da başladık nefesimizi tutmaya ( aslında bu hastalığın tedavisinin en başında tuttuk biz bu nefesleri ) Taaki dr. Alper bey saat 14:00 cıvarı ameliyattan çıkıp bizi yanına çağırana kadar. Bir ordu halinde üşüştük başına. Ameliyatın başarılı geçtiğini kalp sınırında da ekstradan gördüğünü onlarıda aldığını söyledi. Zaten ameliyat esnasında patoloji verilmişti ( Frozen diyolar ) o iyi çıkmıştı. Sevindik tabi Allah daim etsin ve tüm hastalara aynı sevinci tattırsın..
Alper bey "Olağan üstü hijyenik koşullarda olması gerekiyor, sakın ha sakın ziyaretçi almayın" dedi...
Bu güzel haberlerle bizmle beraber bekleyen akrabalarımız yanına gittik, haberi verip beklemeye devam ettik. Veeeeeeee babam geldi. Hatırlamıyor ama gayet ayıktı. Bana "naber kızım" demesi varyaa, çok hoşuma gitmişti. "babacım haberler sende" dedim içinde heyecan barındıran bi tebessümle...
Bi süreçten diğerine. Şimdi de sıra ameliyat sonrası hijyen kurallarına uymak vardı. Titizlikle en riskli olan ilk 4-5 günü atlattık...
Ramazandı iftarlarımız oldu hastanede, ilk gece eve gidemedim yanına gitmesemde hastanenin göğüs cerrahi bölümünün girişinde sabahladım. Dayımda gitmedi sahura kadar. İkinci gece ben gittim ama dayım kaldı yine. Türübün dediğimiz hastane bahçesindeki park, gece 12-01 arası dağılıyordu. Bu türübündekiler varya, babamın yatağından cama uzanabildiği kadar uzanıp tülün altından sadece elini sallaması ile öyle bir coşuyordu ki, Michael Jackson sanarsın :):) :)
Böylece 1 hafta geçti ve çıkış günü geldi...
Çıktıktan sonrada kontrollere sık sık gittik. Bi komplikasyon gelişti malesef. Ben o anda korkunun en büyüğünü yaşadım...
Anlatacağim ama şimdi çıkmak için hazırlanmam gerek...
ARKASI YAAARIIIN ( inanmayın hep böyle yapıyoo )

6 yorum :

lemaninignesinden dedi ki...

çok geçmiş olsun öncelıkle aglamaktan yazamıyorum çok üzüldüm

Nur dedi ki...

Ayyyyh bayılajam :( canım nedir bu komplikasyon bari onu yazsaydın Nazlım ya..

medura dedi ki...

Allah şifa versin tez zamanda, çok duygulandım, ben babamı çok seviyorum, anlıyorum seni.

Elisi Gunlugu dedi ki...

Arkasi yarin ettin bunu, ee oldu yarin ben gelip yorum yazana kadar. Biliyorum, mutlu son var ama ara komplikasyondan sonra di mi?

Muhterem'le Afiyetle dedi ki...

Merhaba,
Kusura bakmayın Cuma akşamından beri evde yoktum, o yüzden şimdi cevaplayabiliyorum.
Sorunuzu ablama sordum.
Biberlerin etli veya cılız olmasına, domatesin sulu olup-olmamasına bağlı olarak ortaya çıkan sosun miktarı değişebiliyormuş.
Bu ölçülerle yarım kiloluk kavanozlardan 5-6 adet çıkabiliyormuş.
Bu arada toy otunun aslında boy otu olduğunu yeni öğrendik.
Ablama tarif veren kişi şivesi yüzünden toy otu diyormuş.
İnternetten aradığınız zaman boy otu hakkında pek çok bilgi bulabilirsiniz.
Aktarlardan da boy otu olarak ararsanız daha kolay temin edebilirsiniz.
Kekikte eminim bu sosa çok yakışacaktır.
Kolay gelsin.
Bu arada;
Babanız için Rabbim acil şifalar versin, geçmiş olsun.

Adsız dedi ki...

ÇOK GEÇMİŞ OLSUN RABBİM ACİL ŞİFA VERSİN SİZE
SAYGILARIMLA
ÖZLEM