Salı, Ekim 13, 2009

Ben Geldiiim...


Özlemişim iş yerimi ve internetimi...
Çok sıkıntılı bir yaz döneminden sonra, inşallah güzel günlere çıkmak üzereyiz... Kısaca özetlemek istiyorum. Neresinden başlayayım anlatmaya bilemediğimden tarih olarak en belirgin duran düğün var aklımda oradan başlayayım bari. 17 Mayıs 2009'da kızkardeşim Havva'nın düğünü oldu. Çeyiz hazırlıklarını ufaktanda olsa aktarıyordum buradan.Herşey o kadar güzel ilerliyodu ki "Aman maşallah hiç bi aksilik olmadı, şaşılacak iş" diyorduk aramızda ( bunu yazarken de aklıma Cem Yılmaz geldi 'ay çok güldük, başımıza bişey gelmesiin'... ) şimdi böyle esprili yazarsın tabi, o zamanlar nefes alamıyordun... Neyse,o sıralarda babam bi zaturre geçirdi, tedavisini oldu ama rahatsızlığı devam edince işin ucunu bırakmadı ( iyikide bırakmamış ) Bi gün annem, ben, dayılarım ve kardeşlerim bayaağa bi kalabalık babamın bronkoskopi ( burundan girip akciğerden parça alınması ) si için yedikulede bi özel hastaneye gittik. O kadar rahatız ki 20 dk sonra dünyamızın başımıza yıkılacağından haberimiz yoktu. Büyük dayım ve kardeşlerim döndüler evlerine biz bekledik. Bronkoskopi olunca doktor bize o kötü şeyi söyledi "evet hücre kanser!" Annem "anlamadım" dedi dayım hiç konuşamadı, ben ise rüyadayım da şimdi bismillah deyip uyanacağım dedim. Sadece "ama daha biyopsi olmadı" diyebildim. Doktorda "ben göreceğimi gördum " dedi. Tam anestezi verilmediğinden babam yarım uyanıktı. Ona belli etmeyelim şimdi öğrenmesin dedik saklanacak bişe değildi ama hep en başta böyle düşünülür, belkide kendimizde inanmadığımızdan. Yinede ben inanmadım hele bi sonuçlar gelsin dedim. Ama müsait olduğum her anım ağlayarak duayla geçiyordu.İşin kötü yanı bide düğün hazırlıkları var, e çünki düğüne 20 gün falan var. Australya'dan kızkardeşim Esra ve yeğenlerimde gelmişti düğüne 1 ay kala, iyiki o bücürükler vardı zor zamanlarımızın neşe kaynağı idiler. Düğün hazırlık aşamasında annem hiçbir işte bulunamadı çeyiz hariç, içimiz kan ağlayarak yaptık her işi. Unutamadığım bi an var paylaşmak istiyorum. Esra'ya kıyafet bakıyoruz, aslında hepimiz bakıyoruz ama bende ne heves var ne gayret. Doktorun kurduğu o cümleyi malesef 3 kişden başkası bilmiyordu ( bu arada o gün öğrendiğimi babamda bilmiyor hala, 'çocuklarım bilmesin düğün arefesinde' demiş ) anlaştırmadan onlarla beraber gidiyordum. Bi mağazaya girdim Esra Havva ve küçük kardeş Esin bişeyler deniyordu, o esnada Volkan Konak'tan Yarim Yarim çalıyordu. Acıyı yutmanın ( ki bu acı yemeklere kullandığımız olandan değil aksine sevdiğim bi tat o. bu acı ruhumuzun hissedipte boğazımıza düğüm yaptığı acı, hiç uğraşmayayım, çünkü tarifi yok ) ne kadar zor olduğunu o gün anladım, zaten yutamıyordum da kaçırdım bi kaç damla yaş gözümden görmesinler sileyim dedim ama anladılar."nooldu abla" dediler "Çok korkuyorum diyebildim" Üçü de maviili çakmak çakmak gözleri ile "korkma hiç bişey olmayacak babama" dediler. Onlar en başından sezmişler meğer. Kimsenin birşeyden haberi yok- ki olsa hepsi benim gibi oturur kalır, bilmemeleri daha iyi. Babamda istemez zaten, ister ki ne gerekiyorsa yapılsın, kendi öğrendiğinde de böyle dedi zaten. Asıl acımı hep eşime ağladım anneme diyemezdim o zaten çökmüş, kardeşlerime nasıl diyeyim destek olmalıyım diye düşünüyordum hep. O kocaman desteğin için teşekkür ederim YÜCEL...
Ve sonuçları öğrendik, biz zaten biliyorduk ta babam da öğrendi. Ama amelyatla alınır bi yara imiş. İyi buraya kadar güzel, ama akciğer başka yere atmışmı bakılacaktı. Onlarda yapıldı veee maalesef bi kaç nödülde nefes borusuun yanına yerleşmiş ve diğeri kadar iyi huylu değil. İşte o gün, annemin alatışı ile babamın başını kapıya "yapma yaaa" şeklinde ki koyuşu orada olmasam da gözlerimin önüne geldi. Soruyordum bu kadar ince ayrıntısına kadar herşeyi anneme, oradan biliyorum...
Hemen bişeyler yapılmalıydı, daha önce benzer bi ameliyat geçiren akrabamız Dr Adnan Sarıoğlu'na danışıldı. Hemen çapa hastanesindeki göğüs cerrahı Alper Toker hoca ile irtibata geçilip tedavi için ilk adım atıldı. Kardeşlerimde öğrenmişti artık. Sonra buruk olmasına izin vermemeye çalışan babamın gayreti ile düğünde yapıldı. Havva için çok zordu, bu şekilde baba evinden ayrılmak...
Tedavi aşamaları belirlenmişti. Uzun bi süreçti bu süreç. Esra Austuralya'ya gidişini uzattı gidemezdi, çünki içinden gelmiyordu. Zaten eşi Mustafa'da babam için tee kalkıp oralardan gelmişti işini gücünü bırakıp, manevi destekleri için teşekkür etmem gerekenlerden birde o. Sayısı o kadar çokki unuttuklarım beni affetsin... Neyse kemoterapiler, radyoterapiler, bitkiseller ( bu arada Esra'da gitti, tedavi sonuna kadar kalsa olurdu ama tedavinin nezaman biteceği kesin değildi, uygulanan metodların sonuç vereceğide. Gitti işte, dursa bi türlü durmasa bi türlü. gitti de acaba içinde hangi duygularla gitti. Babamı öyle bırakmak zordu, ben aynı şehirde olduğumuz halde dayanamayıp çok sık gidiyordum babamın yanına hatta bu nedenden iş yerini kapattım 3 ay kadar ) derken son tur radyo terapiden önce babamın yemek borsu ışındna zarar gördü. Zaten olacak bişeydi, soruyolardı hep doktorları 'varmı acı' diye. Birden bire oldu ne olduysa. Bi perşembe günü babamda yutkunma zorluğu oldu. Doktoruna başvurduk cuma günü bi şurup verdi bununla geçecek dedi. Eve döndük ha geçti ha geçecek, yok! Adam tükürüğünü yutamaz oldu. Cumartesi günü oldu geçmedi. Yok böyle olmayacak "baba kalk biyere gidelim bişe yapalım" dedim "geçer bi gün daha sabredeyim" dedi. Bende o akşam ewe gittim neden gittim bilmem dayanamadım ertesi gün kalktım gittim bide bakarımki adam erimiş yaa. Yeni kemoterapi almış bide radyoterapi, bi sürü ışın beslenmesi gerek, o ise tükürüğünü yutamıyor. Bu böyle olmaz baba arayalım telefonla doktorunu dedim. Babamın huyudur rahatsız ederim diye aramaz. Ama o gün dayanamadı. İyikide aramışız adamın vücudunda su - tuz hiç bişey kalmamış. Hemen serum taktırın dedi dr. Pazartesi günü soluğu doktorda aldık ama izinli olduğundan poliklinikte bakacaklar, Allah oradakilere yardım etsin, hem hastalara hem doktorlara. Çok süründük oralarda, üstelik bir damla dermanı olmadan babam daha bi perişan oldu. Yeliz hanım var babamın onkoloji doktorunun sekreteri. Randevumuz olmadan bizi bi arada aldı dr. un yanına. Belki bunu hep yapıyolardı ama o an öyle korkuyordumki göremeyeceğğiz doktoru diye. Yeliz hanım o iyiliğinizi hiç unutmadım gıyabınızda dua ediyorum size. Hemen bi serumla beslenme reçetesi yaptı dr. Başka bi hastaneye gidelim dedik çünki çapadan çok zor yer buluruz dedik. Şaşkın haldeyiz nereye yatırabiliriz diye. Yakınlarımız aracılığı ile ( dr. Eyüp Akkaya ve dr. Emin Karapiçak o gün ki yardımlarınızdan ötürü sizlere çok çok teşekkür ederim ) Özel Çapa Hastanesine yönlendirildik. Orada o kadar iyi davrandılar ki bize. Doktor M. Emin Yılmaz beyin hastası olarak yattık. Güler yüzlülüğünüz ve ilginizden, ayrıca titizliğinizden ötürü sizede çok çok teşekkür ederim. Sanırım kat 2 idi. O kattaki hemşire ve diğer görevlilerede yine aynı güler yüz ve ilgileri hatta hassasiyetlerinden ötürü ayrıca teşekkür ederim. Ziyaretçilerimize katlandığınız için :) Bide 1 değil sürekli bi kaç refakatçi idik :)...
Herşey yoluna girdiğinde Esra'ya da anlattık, anlatmazsak olmazdı çünkü, giderken söz verdirtti bize bişey saklamayın sakın benden diye. Haklıda bende olsam kızardım. Belki bi dua edecek gurbet çeken kalbi ile, niye esirgeyelim ki kabulunden emin olduğumuz duayı babamdan...
Şimdilerde öğrendim ki babam bitek o zaman kendinden ümidi kesmiş. Ameliyattan sonra kendisi anneme söylemiş bunu. Ondan önce müthiş bi mücadele örneği sergiledi, takdire şayan...
ARKASI YAAARIIINN.......

Yukarıya bi baktım da pekte kısa özet olmamış, yaşananların çokluğundan oldu heralde :) Yazı resimsiz oldu biraz ama fotoğraf makinemde bozuk bu sıralar. Babamın profosyonel kamerasını almak için bi bahanem var artık :) belki o zaman yerleştiririm bir-iki resim...

8 yorum :

Nur dedi ki...

Devamını merakla bekliyorum rabbim babacığınızın yardımcısı olsun Allahım sizleri bu sıkıntıdan kurtasın inşallah.
AMİİİİN.

Elisi Gunlugu dedi ki...

Allah derdin dermanini da verir, yeter ki dualar eksik olmasin. Anladik bir derdin oldugunu, yoksa bi dugun icin bu kadar ortaliktan kaybolmazdin.

Insallah yarin iyilesme surecini de anlatican, sonuna kadar yazaydin keske. Allah tum hastalarimiza acil sifalar gondersin.

Adsız dedi ki...

slm millet ben havva hani şu düğünü olan.benden esra ablamdan ve küçük kardeşimizden saklandı en başında belkide haklıydılar şimdi düşünüyoruda iyiki söylememişler.bizim haricimizde herkes biliyodu bu gerçeği.ufak tefek açıklar yakalamıştım aslında ama hep bi bahanesini buldum kendimce.düğüne çok kısa bi zaman kala öğrendik herşeyi.o anı hayatım boyunca unutamam.canım babam hastaydı ve benim evden ayrılma zamanıma çok az kalmıştı.iptal etmemizi istemedi babam.düüğüne dair tek hatırladığım gözlerimin sürekli babamda ve o dirayetli güçlü dayanıklı anamdaydı.her düğünde oynamayı ihmal etmeyen babam hiç oynamadı...çünki kemoterapi almıştı bi kaçgun önce.belkide zor duruyodu ayakta bilemiyorum.annem ağlamıcam dedi söz vermiş kendine,sende ağlama kızım dedi ama tutamadım kendimi annem üzgünüm.her dakikam babamı düşünerek geçti.eşim ve ailesi bu konuda çok destek oldular bana bu acıyı biliyolardı çünki...neyseki geçti artık.rabbim kimselere göstermesin şifalarını versin allahım bütün hataların...
hAvvA

Nursen dedi ki...

aynı günlerde ayrı hastahanelerde aynı acıları çekmişiz. Anladığım kadarı ile babanızda iyi sonuçlar alınmış eşimin akciğerden beyne sıçramış kemotrapimizi yarıda kestiler hiçbir gelişme olmadığı için .Sizlere büyük geçmiş olsun Bizim içinde dualarınızı esirgemeyin. Sevgilerimle.
Nursen Türksoy
Http://kurdelem.blogcu.com

Adsız dedi ki...

selam.bende uzaklardaki kardes esra.Turkiye ye gelisim cok mutlu etmisti beni.aslinda tam bi sene once yine gelmistim.bu son gelisimin sebebi havva nin dugunuydu.tabi ailemi gormus olmanin tadi ve heyecani cok baska.gurbetciler anlar ne demek istedigimi.bi guzel haber sonunda ciktim yola,uzun bi yolculuk oldu.ama sonunda aileme kavusmak var ya o 22 saat (ucakta) bana kisacik, heyecanlarla dolu guzel bi seruven yasatiyor.sonunda aileme sarildim.dugun hazirliklarina girdik.babamin zature oldugu donemde ben yoktum.tam akabinde geldim.tabi bazi tahliller falan ama benim icimde en ufak bi suphe belirmedi.havva bana bisilerden suphelendigini soyledi ama ben onada bise uydurdum.hic yakistiramadim.ogrendigimde hastaligin iyi huylu oldugu ile beraber ogrendim.biz agladikca annem aglamayin sevinin iyi huylu diyodu .(ablamin bizimle alisveriste oldugu gun icin cok uzgunum ne acilarla gelmis bizimle) tabi ben uzaklara gidicegim icin acaba banami oyle diyolar diye dusunmeden edemiyordum. ogunun akabindeki ilk doktor randevusuna gittim ve malesef ki bezelerin varligindan bahsetti.uzulucek biseyin olmadigini soylesede benim o an icimde bisiler koptu.annem de oyle hissetsede ben ona bisi yok anne onemli degilmis bak gibi teselli vermeye calistim.malesefki onemli idi.gidisimi uzattim.esim geldi.supriz yapti bana.destegi icin ona ne kadar tesekkur etsem az.tedaviler basladi.herkles bana evine don gibi telkinlerde bulundular.en nihayetinde yine gelirim her hangi bi durumda diye dusundum.ama babami birakmak cok zordu.donmeye kara verdim. ama buraya nasil geldigimi anlatmam mumkun degil.babama sarildigim an aglamadim iyi olucagina inaniyodum .ama ya bisiler ters giderse diye dudunmeden edemiyodum.pasaporttan gectikten sonra bizimkiler artik beni goremiyolardi.akittim tum gozyaslarimi.5 yasindaki kizim beni teselli etmeye calisti.tum yolculuk boyunca dusundum turkiyeden hic bir donusum bu kadar aci vermemisti bana.geldikten sonra kendimi hic biseye veremz oldum.kizimin ogretmeni onun ne kadar geri kaldigini anlatmak icin benimle konusmaya tam baslamistiki psikolojim geregi hungur hickirik agladim.onlarida aglattim.niye orda agladiysam.bi duygu patlamasi belkide.neyseki iyi haberler ardi sira gelmeye basladi.ameliyat olabilir bile demeleri bizi bi nebze olsun rahatlatiyordu.cok uzun yazdim.yorum gibi olmadi.bayagi bi icimi dokmusum.uzaklarda olunca her seye her ana uzak kaliniyo.bazen iyi tarafida var diye dyusunuyorum.babamin o zor donemlerini gormedim.gormemis olmak iyimi onuda bilmiyorum.selamlar

Elisi Gunlugu dedi ki...

Beni de aglattiniz 3 kardes yazdiklarinizla. Allahin izniyle benim teyzem kurtuldu , doktor sen bunu unut artik bile dedi. Sizin babaniz da iyilesiyor, gecti bu acilarin hepsi geride kaldi insallah.

NAZLICA dedi ki...

Sevgili Nazlı, tam da ben sana kızacaktım nerelerdesin diye anlattıklarını okuyunca donup kaldım, çok geçmiş olsun canım. Bu yaz kimseye iyi gelmemiş sanki. Benim de annem gitti geldi sanki öbür tarafa, hastaneye yetiştirdiğimde hiç umudum yoktu. Yüksek tansiyon'dan koma halindeydi. Herşey düzeldimi şimdi, iyimi baban. Allah başımızdan eksik etmesin onları. İnsan yaşlandıkça büyüklerinin değerini daha çok anlıyor. Sevgiyle canım. Büyük geçmiş olsun.

Adsız dedi ki...

Merhaba Arkadaşım öncelikle Allahtan babana acil şifalar diliyorum.MSN nimide kullanamadığım için arada da görüşemedik dolayısıyle haberim yoktu.çok üzüldüm. İnşallah yazının devamı babanın iyi haberleri ile dolu olur sevgilerimi gönderiyor bir kez daha geçmiş olsun diyorum.
Aliye
www.e1y3.blogcu.com